30 Nisan 2007 Pazartesi

ŞEHİT YATIYOR


Dilde Rahmet Duası
Gökte kasvet havası

Bir Mehmetçik vurulmuş
Ağlar şehit anası

Ay yıldızlı mezar taşı
Bir askerdi gençti yaşı

Kim başlattı bu savaşı
Burda bir ŞEHİT yatıyor

Sorunlarımıza TÜRK BAKIŞI - Recep Özkan


Türk Milliyetçileri; Atatürk kadar Devrimci, Türk Devrimcileri Atatürk kadar Milliyetçi olduklarında ülke sorunlarımızın yarısı ortadan kalkmış olacaktır. Ülkemde "sol" ve "sağ" terimlerinin yerine her iki tarafın "vatan severlerinin",bir araya gelerek içlerindeki "vatan hainlerini" deşifre etmeleri gerekmektedir.
Ayrıca Türk Milliyetçiliğini daha doğru yere oturtup
bir siyasal hareket olarak değil, toplumsal olay olarak değerlendirelim.
Çünkü siyasal partilerin en azından şimdilik nasıl işlediğini hepimiz
biliyoruz. En milliyetçi partilerden bile nice "vatanseverlerin" afaroz edildiğini de unutmamak gerekir. Sırf batının oyununa gelmediği için rahatsız edilen istifaya zorlananlarda cabası... Ayrıca kurumlar milliyetçi olmaz, şahıslar ancak milliyetçi olabilirler. Milliyetçilik vatanın çıkarlarını tüm dış ülkelerden ve kandi çıkarlarından daha üstün görmek değilmidir?

Vatanın korunması için kurulan TSK. nın bazı mensuplarının 1945
yılından bu yana ABD nin eğitiminden geçtiği; MAH (MİT'in eski adı) personelinin bir dönem direkt CIA dan maaş aldığı (Yassı ada tutanakları Başbakanlık Müst. ifadeleri) da ortadadır. Adı yine milli ile başlayan MEB. ise 1949 yılında ABD ile yaptığı anlaşma gereği şu an MEB komisyonlarının başında sayıları 50'ye yakın danışman ABD vatandaşıdır, ve komisyon başkanı ABD büyükelçisidir. Türk Milliyetçilerinin artık uyanması zamanı gelmişte
geçmektedir. Ülkemin tüm Türkiye Sevdalılarının birleşme, dayanışma ve
birlikte mücadele etme zamanıdır artık... Sevr antlaşmasının 62,63 ve 64
maddelerinin yeniden ABD desteğiyle hayata geçirilimeye başladığı dönemde
Türk Milliyetçiliği ve Türk Devrimciliği nin batılı uşaklara derslerini verme zamanıdır...
vermelidir....
ABD ülkemize misyonerlerini oturtmuş ve onlara dilediklerini yaptırıyorlar. Bakınız Kenya Devlet Başkanı Jorno KENYETTA ne demiş "Batılı misyonerler ülkemize gelmeden önce Bizim Topraklarımız vardı, onların İncilleri. Göz yümduk onları dinledik. Şimdi onların toprakları var, bizim ise incillerimiz."

Özellikle günümüzün en ağır meselesi olan "ayrılıkçılık" ve "işbirlikçileri" ile ilgili konunun açılması ve "Karşı duruşun netleşmesi için...
Sanırım bir şeylerin daha iyi anlaşılması için gerekli olduğuna inandığım listeyi de ekliyorum.


1806, Baban Aşireti, Abdurrahman Paşa İsyanı
1833-1837, Mir Muhammed (Soran) İsyanı
1843, Bedir Han İsyanı
1855, Yazhan Şer İsyanı
1878-1881, Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı
1919-22, Simko (Ismail Ağa) İsyanı
11 Mayıs 1919, Ali Batı İsyanı
21 Mayıs 1919, Mahmut Berzenci İsyanı
6 Mart 1921, Koçgiri İsyanı
4 Eylül 1924, Beytüşşebab İsyanı
13 Şubat 1925, Şeyh Sait İsyanı
10 Haziran 1925, Nehri İsyanı
7 Ağustos 1925, Reşkotan-Raman İsyanı
Kasım 1925, 1. Sason İsyanı
16 Mayıs 1926, 1. Ağrı İsyanı
21 Ocak 1926, Hazro İsyanı
7 Ekim 1926, Koçuşağı İsyanı
26 Mayıs 1927, Mutki İsyanı
13 Eylül 1927, 2. Ağrı İsyanı
7 Ekim 1927, Bıcar İsyanı
6 Temmuz 1929, İt Resul İsyanı
20 Eylül 1929, Tendürek İsyanı
26 Mayıs 1930, Savur İsyanı
20 Haziran 1930, Zilan İsyanı
21 Temmuz 1930, Oramar İsyanı
7 Eylül 1930, 3. Ağrı İsyanı
24 Ekim 1930, Pülümür İsyanı
Eylül 1930, 2. Mahmut Berzenci İsyanı
Kasım 1931, Şeyh Ahmed Barzani İsyanı
Ocak 1937, 2. Sason İsyanı
21 Mart 1937, Dersim İsyanı
1950, Kürt siyasal hereketi yönünde ilk girişimler başlar.
1961, Silopi'de "Kürdistan Demokrat Partisi" siyasi birimi oluşturulur.
1964, Kürt Devrimci Demokratik Kültür Derneği (KDDKD) kurulur.
1974, Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi (TKSP) kurulur.
1974-1976; Kawa, Denge Kawa, KUK, Rizgari, Ala Rizgari, Tekoşin adlı kürt
örgütleri kurulur.
1978, Lice'nin Fis köyünde PKK kurulur.
Daha sonra ise bu düşüncelere destek veren siyasal yapılanmalar, dernekler, vakıflar, gazeteler vs.....
Yani devletimizi, milletimizi içerden kemiren ayrıca dış işbirlikçileri ile de buna çoğu zaman zemin bulan ayrılıkçılar Bizler varken biraz zorlanacaklar galiba. bizlerin etkinliğini ise "demokrasi ve özgürlük" karşıtı olmakla suçlayıp azaltmak istiyorlar.
Oysa Türkler Etkin Irk Milliyetçiliği yapmadıkları gibi ayrılıkçı olmayan hiç bir azınlık içinde asimilasyon yöntemini benimsememişlerdir. Eğer bir Türk İmparatorluğu olan Osmanlı günde 2 Sırplıyı katletseydi -keşke- şu an Bosna da yalnızca Müslüman oldukları için kimse katledilmezdi. Türklerin asimilasyon politikalarını benimsemediklerini belirtirken özellikle "Özal dönemi" içinde batıda başlatılan nüfus planlaması politikaları ile Türklerin nüfusunun ve Kürtlerin nüfusunun nasıl değiştiğini bilmekte fayda olacaktır sanırım buna göre
son 15 yılda ülke nüfusu yüzde 24 oranında artış gösterirken, güneydoğu bölgelerimiz her şeye rağmen (terör-eğitim-iş göçleri) yüzde 40 artmıştır.
Yani asıl asimile olan bizleriz yani ülkem Türkleştirilmiyor Kürtleştiriliyor.
İşin diğer bir boyutu da Siyasal Kürtçülük - Terörist Kürtçüler ayrımı yapılması bununla dağdaki 3-5 silahlı salak yakalandığında bizleri ayrılıkçılar derslerini aldılar deyip kandırmaları. Böylece nasıl ki Hatay ili kazanıldıysa Kaybedilecek illerin sayısı da az olmayacaktır hatta bunun ön adımı da Roj Tv. ile atılmıştır. Belli sayıda belediye başkanı bunun ilk sinyallerini vermiştir.

Ülkem insanları Türk milliyetçilerini Kürt Karşıtı olarak algılamamalıdır. Çünkü dün her türlü siyasal emperyalizme de Türk Milliyetçileri karşı çıkmıştı. Hatta Ayrılıkçı bölge Trakya olsa Türk Milliyetçileri buna da karşı çıkacaktır. Doğu yu bırakalım diyen Batı ya da karşı çıkacaktır. Çünkü Türk Milliyetçileri Ayrılıkçıları sevmediği gibi ayrılmayı da sevmezler.

Bu kadar sorunun altından kalkmak için insanlarımızın güveninin kaybolduğu "devlet" anlayışının güvenilir "devlet" anlayışıyla değişmesi gerekmektedir. Bu da her türlü devlet kadrosunun Kapıcısından-amirine, bakanından-muhtarına kadar Milliyetçi-Ulusalcı insanlarla kurulması demektir ki. Ancak bilinçli bir eğitimle sağlanabilir. Devlet olmazsa, millet; Millet olmazsa, Milliyetçilik olamayacağı için önce devletin "DEVLET" gibi olması gerekir. Bu kurumu oluşturan milletin de "MİLLET" olması demektir. Ayrımcılık yapanlara verilecek en iyi cevap ise onların batılı işbirlikçilerini Ülkemde hiç bir ihaleye sokmamak olmalıdır. Bunun için Ülkemin Türk Silahlı Kuvvetlerine sesleniyorum.
1. Derhal Kürt Devleti kurulması için Ülkemi bölmek isteyen-Serv i dayatan başta ABD-İsrail-İngiltere olmak üzere işbirlikçi ülkelerle derhal tamir-onarım-yenileme ve yeni alımlarını varsa günümüzden sonraki antlaşmaları derhal durdur. Ta ki kayıpları politikalarından vazgeçmeye neden oluncaya kadar.
2. Türkiye'nin bu güne kadar olduğu gibi bu günden sonra da sahibi olan Türk Milliyetçiliği Fikri ne açık destek ver.
3. Başbakanlıkta yapılan güvenlik toplantılarında tek derdimizin “İrtica” olmadığını açıkla.
4. Teröristlere karşı oluşturduğun Silahlı Timlerle bu iş bitmez birazda Fikir Timleri oluştur.
Bunu için Ülkemi yöneten millet vekillerine sesleniyorum
1- Siyasal olarak ne yapmaya çalıştığını bir türlü anlayamadığım Hükümete “Üst kimlik politikasında “ destek verme. Ekonomik olarak yapılan yanlışları bu millet sineye çeker ama ülkeyi bölme aşamasına getirenleri asla affetmez.
2- Eğer buna gücün yetmiyorsa istifa edip, olanları seni seçenlere anlat. Partinden istifa et Milliyetçi bir partiye geç. Muhalefet görevi yap. Ülkemin iyi bir muhalefete de ihtiyacı olduğunu unutma.
3- Eğer mecliste bu da yoksa vekillikten istifa et. Millete bu durumu anlat.
Bunun için Hükümeti yönetenlere sesleniyorum.
Geç olmadan politikalarınızdan ya vazgeçin yada beceremiyorsanız derhal istifa edin. Hatadan dönmek büyük erdemliktir. Erdemli davranın. Bu milletin erdemli insanlara da ihtiyacı bulunmaktadır.
Bu gün demokrasi adına izin verdiğimiz yapılanmalar için yarın silahlı mücadele yapmak zorunda kalabiliriz.

Saygılarımla;
Recep ÖZKAN

29 Nisan 2007 Pazar

Bayrak


“Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü…
Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar;
Yurda ay- yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığınla ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğü gün
Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim…
Senin altında doğdum,
Senin altında öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;
Yer yüzünde yer beğen:
Nereye dikilmek istersen,
Söyle seni oraya dikeyim!”

Meçhul Asker


Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor…
Ve bir göğüs nefes almak için
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye,
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli
Kim demiş “Meçhul Asker” diye?
Destanını yapmış, kasideye kanmış
Bir el, iki ahretten uzanmış.
Edeple gelip birer birer
Öpsün diye faniler.
Öpelim temizse dudaklarımız
Fakat basmasın toprağına
Temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler…
Sesinden yüksek çıkmasın
Nutuklar, kasideler!
Geri gitsin alkışlar geri…
Geri gitsin ellerin
Yapma çiçekleri!
Ona oğullarından analarından,
Dilekler yeter…
Yazın sarı, kışın beyaz
Çiçekler yeter…
Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit, alkışlasınlar,
Şimdi sen söyle, söz senin!
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor.
Ve bir bayrak dalgalanmak için
Rüzgar bekliyor.
Destanı öksüz, sukûtu derin,
“Meçhul Asker”in…
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli…
Kim demiş “Meçhul Asker” diye…
a.nihat asya

Radyomuz








Hoşgeldiniz










18 Nisan 2007 Çarşamba

21 Yüzyıl Türkiyesi


Ne Mutlu Türküm diyebilenlere